BU ÜRÜNDE %70 İNDİRİM VAR!

Şu ana kadar oynadığım oyunlar içinde en underrated oyun bu. Çok güzel bir oyun ama neden underrated kaldığı da kolayca anlaşılıyor. Eğer biraz sabredip oynamayı bırakmazsanız inanılmaz zevkli bir hale geliyor. Önce ilginizi çekmesi için iyi yanlarından başlayayım:Combat muhteşem. Bu tür bir oyunda karşılaştığım en iyi combat'a sahip oyun diyebilirim. Direktörün Devil May Cry oyunlarının çoğunun direktörlüğünü yapmış olan Hideaki Itsuno olması belli ki combatın bu kadar iyi olmasını sağlamış. RPG oyunlarının çoğunda olduğu gibi bir tuşa yetenek kısayolu atayıp, basıldığında karakterin o yeteneği kendi kendine gerçekleştirmesi yerine bu yetenekler tuş kombinasyonlarına atanmış. Bu da kendizini combat'ın daha içinde ve etkin hissetmenizi sağlıyor. Bir yeteneği kullanmak için tuş kombinasyonlarını gerçekleştirmek sanki bir hack&slash oyununda combo çıkartıyormuşsunuz hissi yaratıyor. Üstelik Capcomun bir diğer oyunu olan Monster Hunter oyunlarındaki gibi, bosslara tırmanabiliyorsunuz. Böylece bossun zayıf yönü normalde ulaşamayacağınız bir yerdeyse tırmanıp buraya vurabiliyorsunuz. Veya bossun saldırılarından kaçınmak istemiyorsanız da üstüne tırmanıp vurmaya devam edebiliyorsunuz. Yalnız staminanıza dikkat etmeniz gerek. Staminanız biterse yere düşüp, tepinen bossun ayakları altında ezilebilirsiniz.Her bir sınıfın kendine has bir eğlencesi var ama benim favorim kesinlikle sorcerer oldu. Yine bu tarz oyunlarda oynadığım en eğlenceli büyü kullanımı burada. Başta biraz kırılgan fakat seviye atladıkça muhteşem büyüler açılıyor. Devasa bir hortum oluşturabiliyor, gökyüzünden yanan meteorlar yağdırabiliyor, büyüklerine el kaldıranları taşa çevirebiliyor ve benim favorim olan kendinize yıldırımdan bir kırbaç yapıp millete şaklatabiliyorsunuz. Oyunda mana sistemi yok. Koşmanız da büyü yapmanız da bossların tepesine tırmanmanız da stamina harcayarak oluyor ve bence bu epey güzel. Manayı ayrı, staminayı ayrı kontrol etmeniz gerekmiyor. Ayrıca Class değiştirmek oldukça kolay olduğundan ranger'dan sorcerer'a geçtiniz diye ekipmanlarınızı stamina yerine mana verenlerle değiştirme gibi bir derdiniz kalmıyor.Hikayeye gelecek olursak hikaye çok güzel ama kötü. Şöyle ki: berbat hikaye sunumu, aşırı klişe bazı olaylar, adeta Darth Sidious çakması fakat hiçbir derinliği olmayan iki boyutlu bir kötü adam derken hikayeyi ciddiye almayı daha en başlarda bırakıyorsunuz. Zaten doğru düzgün sinematik sahne de olmayınca oyunun hikaye anlatmak gibi bir derdi olmadığı algısı oluşuyor oyuncuda. Fakat oyunun sonuna gelince çok güzel bir hikayeyle karşılaşıyorsunuz. Bol bol sinematik sahne girmeye başlıyor ve hikaye sunumu iyileşiyor. Bu yönüyle bana Metal Gear Solid 5'i anımsatıyor, onun gibi düşünebilirsiniz. Sona gelene kadar umrumda olmayan hikaye sona gelince kendini bana o kadar sevdirdi ve evren o kadar ilgimi çekti ki şu anda izlediklerimi bitirir bitirmez Dragon's Dogma'nın animesini izlemeyi ve youtube'dan Dragon's Dogmanın lorunu daha detaylı olarak dinlemeyi kafama koydum.Zırh-ekipman çeşitliliği güzel fakat seviye atladıkça yeni şeyler açılıyor ve her satıcıda her şey olmuyor. Başlarda az hissettirebilir, merak etmeyin artıyor.Character creation'da yalnızca karakterin yüzünü değil, vücut şeklini, sesini ve posture'unu da ayarlayabiliyorsunuz. Yüz yaratma kısmı yılına göre vasat olsa da vücut ayarlamalarını beklemediğim kadar detaylı yapabiliyorsunuz. Çıktığı yıla göre tabii.Animasyonlar güzel. Grafikler önemli yerlerde iyi geri kalanında vasat. Benim bu durumdan bir şikayetim yok ama grafik modları indirebilirsiniz istiyorsanız.Şimdi gelelim oyunun masterpiece olabilecekken underrated kalmasına neden olan yönlerine:Köyde uyandığınızdan sonraki ara sahnelerde ağız ve yüz animasyonları rezalet. Bakın kötü demiyorum, rezil. Sonradan tahammül edilebilir bir seviyede devam etse de oyunun başında aşırı kötü ve oyuncuyu irite edici.Alışılagelmiş RPG oyunlarından daha farklı birkaç sistemi ve alışılmadık bazı terimleri var. Bunları öğrenmesi-anlaması başta göz korkutucu.Arayüz gamepad'e göre dizayn edilmiş, klavye kısayolları yok. Mesela map'e bakmak için normal oyunlarda "M" tuşuna basmak yeterliyken bu oyunda ESC basıp çıkan menüden map'i seçmek gerekiyor gibi gibi. Üstelik inventory ekranıyla equipment ekranı ayrı.Save sistemi de oldukça rezil. Kendi isteğinizle quick save yapamıyorsunuz, normal save almak için de 20-30 saniye beklemek gerekiyor ama esas can sıkıcı olan save slot diye bir şey yok. Eğer yaptığınız bir eylem sonucunda yapmak istediğiniz bir görev iptal olduysa ve save aldıysa eski save'i yüklemek gibi bir seçenek yok.RPG mekanikleri zayıf. Yalnızca oyun sonunda önemli birkaç seçim var. NPC lerle aranızdaki ilişki de eğer onları sırtınıza alıp bayırdan aşağı fırlatmadıysanız falan (evet böyle şeyler yapabiliyorsunuz) değişmiyor. Çünkü diyalog opsiyonu diye bir şey yok. Farklı diyalog seçimlerinin olmadığı oyunlardan benim beklentim ana karekterin seslendirmesinin güzel olmasıdır fakat ana karakterin seslendirmesi yok, konuşmuyor. Ana karakter konuşmuyor demiştim şimdi de tam aksi bir şey söyleyeceğim. Pawnlar (companion) susmuyor. Yarım dakikada bir konuşuyor, bir şeylerle ilgili yorum yapıyor. Sadece biri yapsa yine iyi hepsi birden konuşuyorlar, sesleri üst üste biniyor. Hem de genelde aynı şeyi söylüyor oluyorlar. Kafanız şişiyor. Üstüne üstlük daha önce söyledikleri şeyi tekrar tekrar söyleyip duruyorlar. Gelmişim 30. saate şehre girerken hala "Aaa, demek Grand Soren burasıymış! Ne kadar da büyük. Üstelik çok merkezi bir yerde, burayı üs olarak kullanabiliriz." diyor. 30. saatte diyor. Artık şehrin sokaklarını ezberlemişken diyor.Oyun sizi doğru düzgün yönlendiremiyor. Mesela bir mağraya giriyorum, mağra boyunca ilerlerken karşıma çıkan yaratıkları hiç zorlanmadan kesiyorum fakat boss'a ulaştığımda benim o seviyedeyken yenemeyeceğim kadar güçlü çıkıyor, tek üflemesiyle tüm party'i öldürüyor. Normalde olması gereken şey, eğer orada benim seviyemden yüksek bir boss varsa ona ulaşmadan önce karşılaştığım yaratıklar da zorlayıcı olmalı ki oranın benim seviyeme uygun olmadığını anlayabileyim. Açık dünya boş ve yan görevler adeta Ubisoft oyunu gibi hissettiriyor. Bir arkadaş yan karakterlerle bağ kurmak için yan görev yapmanız gerekiyor demiş ve haklıdır da çünkü yan karakterleri doğru düzgün önemseyemedim; önemsediğim bir yan karakter vardı, onu önemsememin tek nedeni de havalı gözükmesiydi. Yan görevler git şurdan şunu al, al bunu şurdaki adama ver gibisinden oldukça sıkıcı ve boş olduğundan yalnızca 2-3 yan görev yapabildim.Saydığım sorunların bazıları modcular sağ olsun düzeltilebiliyor. Mod kurmanızı; özellikle de "dinput8.dll hooks" modunu kurup yürüme hızınızı x1.5 olarak ayarlamanızı, inventory ağırlığını azaltmanızı ve zırh-ekipmanların classlara özel olma durumunu kaldırmanızı şiddetle tavsiye ederim.

1mpossible | 11 görüntülenme | 24 gün önce | steampowered
HMM... BURALAR ÇOK SESSİZ
GÖRÜNÜŞE GÖRE BİR YORUM YOK
BU FIRSATLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: