BU ÜRÜNDE %33 İNDİRİM VAR!

Öncelikle hikayeden başlamak istiyorum. Son 5 yılda bir oyunun hikaye modunu oynarken hiç bu kadar sevindiğim veya üzüldüğüm olmamıştı. Tüm karakterler o kadar derinlemesine işlenmiş ki herhangi bir bağ kurmadan neler hissettiklerini ve düşündüklerini anlayabiliyorsunuz. Çoğu film ve dizi bile bunu kolay kolay hissettiremez. Hikaye çizgisi kusursuz denebilecek kadar mükemmel. Arthur Morgan benim gibi bir çok insanın asla unutmayacağı karakterler listesine ilk sıralardan girmeyi başardı. GTA serisinden aşina olduğumuz harala gürele, bağlantısız ve anlamsız geçen bir hikaye yok. Dünyası o kadar gerçekçi yaratılmış ki bir kere gördüğünüz birini tekrar görebiliyorsunuz. Yolda gördüğünüzde durup yardım ettiğiniz biri, daha sonra kasabada size rastlayınca içki ısmarlayabiliyor veya yardım ettiğiniz anda karşılığını ödemeye çalışıyor. Bir arkeologla karşılaşıp araştırmaları için kalıntılar arayıp yardımcı olabiliyorsunuz vs. Bunun gibi ana hikayeden bağımsız, kendiniz bir birey olarak sürdürebileceğiniz çok yan görev var. Zaten hikaye ve görevler bir yana, biz saçı sakalı uzayan, crafting yapabilen, gezip dolaşan, geçmişi olan bir bireyiz, yani kısıtlayıcı hiçbir şey yok oyunda. Oyun; avlanmak, at sürmek, soygun yapmak gibi aktivitelerle adeta 19. yüzyılda bir kovboy gibi hissettiriyor. Soundtrackler inanılmaz. Gerek free roam takılırken ansızın başlayan müzikler gerek görevlerin belirli noktalarında çalan müzikler hepsi özenle seçilmiş. Şöyle söyleyeyim, Spotify'dan OST listesini kitaplığıma ekledim ve kafama estikçe dinliyorum. Seslendirmeler de mükemmel. Arthur Morgan'ı seslendiren adam zaten ödüller aldı, aklımıza da bir çok replik kazımayı başardı. Open World'den bahsetmek gerekirse herhangi bir kusur hatırlamıyorum. GTA'dan farklı olarak çok ayrıntılı düzenlenmiş bir açık dünyası var. Karşınıza çıkan evlerin %70-80'ine girebiliyorsunuz, loot yapabiliyosunuz. Her bölgede belirli hayvan türleri bulunmakta. Açık Dünya tasarlamak gerçekten çok zordur. Biz oyuncular olarak o Dünya'ya girdiğimizde gördüğümüz bir insana omuz atabilir, istediğimiz binanın çatısına çıkabilir veya bir ağaca molotof atabiliriz. Yapabileceğimiz şeyler sınırsız olmasına rağmen Red Dead Redemption'ın Açık Dünya'sında aklınıza gelecek şeylerin %70'ini yapabiliyorsunuz diyebilirim, ki bu çok büyük bir sayı. Grafiklerini anlatmaya gerek olmadığını düşünüyorum. Yakın zamanda RDR gerçekçiliğinde grafiklere sahip bir oyun çıkacağını düşünmüyorum. Olumsuz bir şey bulmak çok zor ama illa da olsun, her oyunun kusuru vardır deyip zorlamak gerekirse şunları söyleyebilirim; görev esnasında nereye gideceğimiz, kimi nasıl öldüreceğimiz falan bir bir söyleniyor ve bazen aptal yerine konuluyormuş gibi hissettiriyor. Bir de yine görev esnasında takip etmemiz gereken kişi bazen hiçbir sebep olmamasına rağmen çok yavaş ilerleyebiliyor ve takip etmemiz gerektiği için biz de o yavaşlıkta gitmek zorunda kalıyoruz ve bu bir süre sonra çok sıkıyor. Olumlu-olumsuz eleştiriler bir yana öznel bir yorum yapmak gerekirse de hayatımda oynadığım en güzel hikaye ve açık dünyaya sahipti diyebilirim. Birinci oyunu da imkanınız varsa oynayın, yoksa izleyin derim. GTA kadar tutmayacak olması üzücü ama Kesinlikle paranızı ve zamanınızı hak eden bir oyun. Rockstar Games'e teşekkürlerimi iletiyorum.

Ottolegend | 4 görüntülenme | 22 gün önce | steampowered
HMM... BURALAR ÇOK SESSİZ
GÖRÜNÜŞE GÖRE BİR YORUM YOK
BU FIRSATLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: