BU ÜRÜNDE %20 İNDİRİM VAR!

“Verecek ışığı olmayan, karanlığı sever” 2014’te PS3’üm olmadığı için SH:Downpour’u oynayamamış ve Silent Hill HD Collection’ın patlak çıkmasından yorulmuş bünyemi 2 sene sonra hallaç pamuğu gibi silkeleyip iyice yumuşatan P.T. deneyiminden sağ çıktıktan sonra, büyük bir mutluluk ve umutla, sislerin arasından Bubble Head Nurse’lerin radyo cızırtılarını duyacağım günü beklemeye başladım (o ara SH:Homecoming’le de biraz cebelleştim ama o ayrı bir hikaye). Sonra Kojima’yla Konami küstü. Silent Hills’te yalan oldu. Microsoft lansmanında bu oyunu ilk gördüğümde, işte beklediğim Silent Hill çakması oyun bu olacak sanırım diye düşündüm ve bu da bir şeydir en azından dedim. Firmanın önceki oyunlarından sadece Layers of Fear’ı oynamış ve beğenmiştim. Müzikleri Akira Yamaoka’nın yaptığını öğrenince yerimde biraz daha kıpırdandım ama çok da heyecanlı değildim açıkçası. 3.5 saatlik oynayışımın ardından türü seven biri olarak ilk izlenimim şu anda olumlu yönde. Grafikler güzel, optimizasyon kötü ama oyunun mekanikleri yüzünden biraz da zor bir olayın altından gene de iyi kalkılmış bence. Evet oyunun esas olayı olan, 2 boyut arasında kah aynı anda var olarak kah zırt pırt geçiş yapmak suretiyle bulmaca çözme fikri güzel çalışıyor. Oyunun hemen başında olduğumun bilincinde olarak şu ana kadar yürüme simülasyonundan hallice bir bulmacayla karşılaşmadığımı söyleyebilirim ama eğlenceliydiler. İlk karşılaştığım aksiyon sekansından sonra “Eh,olmasa da olurdu” diye düşünürken, sonraki aksiyon ve gizlilik durumlarının oyuna iyi yedirilmiş olduğunu görünce yavaş yavaş oyun gözümde yükselmeye başladı. Umarım ilerleyen zamanlarda bulmacaları da en azından biraz daha zorlayıcı yapmış olduklarını görürüz. Yani SH deki bir piyano bulmacası gibi kafamızı yakmasın tamam da (bu devirde artık o iş yemez zaten) “al bu kapı, ahanda bu da sapı” gibi bir durum da olmasındır dileğim. Müziklere Akira Yamaoka dokunuşları hemen belli ediyor kendini ama SH serisine bu adamın katkısı müzikleri kadar, genel ses tasarımına olan müthiş katkısıydı asıl. Yani ses efektlerinin etkisi kadar sessizliği de inanılmaz güzel kullanmasıyla akıl almıştı zamanında üstat. Neyse göreceğiz onu da artık. (ya da duyacağız umarım). Oyun yarı sabit kamera açılarını kullanmasıyla, osuyla busuyla, klasik korku hayatta kalma oyunlarını ne kadar hatırlatsa da, ilginç bir şekilde kendi modern ve özgün havasını da hissettirdi bana ve şaşırttı beni açıkçası. Bu yüzden oyuna “şunun bunun çakması” demek kesinlikle yapımcılara haksızlık olur. Bu açıdan tebrik ediyorum oyunu. Artık bu türde AAA oyunlar az bulunuyor, Resident Evil serisi ve indie oyunlar dışında bu türde daha fazla oyun görmeyi temenni ediyorum ve gidip şu Sadness’in derdi neymiş bir öğreneyim diyorum. Oyunu bitirdikten sonra bir güncelleme daha yazabilirim belki....... Silent Hill serisi de hayatına paçinko makinelerinde devam ediyor. Teşekkürler Konami.

venomxx18 | 10 görüntülenme | 27 gün önce | steampowered
15/04/2021 13:51
0

“Verecek ışığı olmayan, karanlığı sever” 2014’te PS3’üm olmadığı için SH:Downpour’u oynayamamış ve Silent Hill HD Collection’ın patlak çıkmasından yorulmuş bünyemi 2 sene sonra hallaç pamuğu gibi silkeleyip iyice yumuşatan P.T. deneyiminden sağ çıktıktan sonra, büyük bir mutluluk ve umutla, sislerin arasından Bubble Head Nurse’lerin radyo cızırtılarını duyacağım günü beklemeye başladım (o ara SH:Homecoming’le de biraz cebelleştim ama o ayrı bir hikaye). Sonra Kojima’yla Konami küstü. Silent Hills’te yalan oldu. Microsoft lansmanında bu oyunu ilk gördüğümde, işte beklediğim Silent Hill çakması oyun bu olacak sanırım diye düşündüm ve bu da bir şeydir en azından dedim. Firmanın önceki oyunlarından sadece Layers of Fear’ı oynamış ve beğenmiştim. Müzikleri Akira Yamaoka’nın yaptığını öğrenince yerimde biraz daha kıpırdandım ama çok da heyecanlı değildim açıkçası. 3.5 saatlik oynayışımın ardından türü seven biri olarak ilk izlenimim şu anda olumlu yönde. Grafikler güzel, optimizasyon kötü ama oyunun mekanikleri yüzünden biraz da zor bir olayın altından gene de iyi kalkılmış bence. Evet oyunun esas olayı olan, 2 boyut arasında kah aynı anda var olarak kah zırt pırt geçiş yapmak suretiyle bulmaca çözme fikri güzel çalışıyor. Oyunun hemen başında olduğumun bilincinde olarak şu ana kadar yürüme simülasyonundan hallice bir bulmacayla karşılaşmadığımı söyleyebilirim ama eğlenceliydiler. İlk karşılaştığım aksiyon sekansından sonra “Eh,olmasa da olurdu” diye düşünürken, sonraki aksiyon ve gizlilik durumlarının oyuna iyi yedirilmiş olduğunu görünce yavaş yavaş oyun gözümde yükselmeye başladı. Umarım ilerleyen zamanlarda bulmacaları da en azından biraz daha zorlayıcı yapmış olduklarını görürüz. Yani SH deki bir piyano bulmacası gibi kafamızı yakmasın tamam da (bu devirde artık o iş yemez zaten) “al bu kapı, ahanda bu da sapı” gibi bir durum da olmasındır dileğim. Müziklere Akira Yamaoka dokunuşları hemen belli ediyor kendini ama SH serisine bu adamın katkısı müzikleri kadar, genel ses tasarımına olan müthiş katkısıydı asıl. Yani ses efektlerinin etkisi kadar sessizliği de inanılmaz güzel kullanmasıyla akıl almıştı zamanında üstat. Neyse göreceğiz onu da artık. (ya da duyacağız umarım). Oyun yarı sabit kamera açılarını kullanmasıyla, osuyla busuyla, klasik korku hayatta kalma oyunlarını ne kadar hatırlatsa da, ilginç bir şekilde kendi modern ve özgün havasını da hissettirdi bana ve şaşırttı beni açıkçası. Bu yüzden oyuna “şunun bunun çakması” demek kesinlikle yapımcılara haksızlık olur. Bu açıdan tebrik ediyorum oyunu. Artık bu türde AAA oyunlar az bulunuyor, Resident Evil serisi ve indie oyunlar dışında bu türde daha fazla oyun görmeyi temenni ediyorum ve gidip şu Sadness’in derdi neymiş bir öğreneyim diyorum. Oyunu bitirdikten sonra bir güncelleme daha yazabilirim belki....... Silent Hill serisi de hayatına paçinko makinelerinde devam ediyor. Teşekkürler Konami.

BU FIRSATLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: